Banu Kazanç – Beslenme ve Diyet Uzmanı

Çoğu İnsan Kilo Verebilir; Zor Olan, Kilo Kaybını Sürdürmektir

Çoğu İnsan Kilo Verebilir; Zor Olan, Kilo Kaybını Sürdürmektir

 

Çoğu insan kilo verebilir. Bu noktada zor kısım, kilo kaybını düzenli şekilde sürdürmektir.

Kilo verirken daha az kalori alma fikri doğru olsa da ağırlığınızı etkileyen diğer faktörlerin olduğunu göz ardı edemeyiz. Kilo vermenin nasıl olacağı; genetik yapınızdan yaşam tarzınıza, beslenme alışkanlıklarınıza, yaşınıza, kullandığınız ilaçlara, sağlık sorunlarınıza, hormonlarınıza, fiziksel aktivitenize kadar, çok farklı ve birbirinin içine geçmiş, karmaşık faktörlerin oluşturduğu bir konudur. Buna ek olarak, insülin direnci, hashimoto, tiroid yetmezliği, kortizol yüksekliği gibi hormonal dengesizlikler; kilo vermeyi zorlaştırıcı etkenlerdir. Gelin bu yazımızda bunlardan birkaçına değinelim.

Uyku düzenine bağlı açlık ve tokluğa etki eden hormonlar

Uyku eksikliği, vücudunuzun “ghrelin” adı verilen açlık hormonunuzdan daha fazlasını üretmesine ve daha az miktarda “leptin” üretmesine neden olur. Ayrıca, daha fazla ghrelin ve daha az leptin, kilo alabileceğiniz ya da kilo vermekte zorlandığınız anlamına gelir. SONUÇ! DAİMA UYKUNUZU ALMALISINIZ.

Bağırsak floranız

İnsan vücudundaki mikroorganizmaların sayısı, niteliği ve dengesizliği, kilolu olmayı tetikliyor. Gelişmekte olan araştırmalar, mikrobiyotamızla kilolu olmanın bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bağırsaktaki bakterilerin çeşitliliğini; bilinçsizce antibiyotik kullanımı, işlenmiş gıdalar, trans yağlar, rafine un ve şekerin fazla tüketimi, yüksek miktarda kırmızı et yemek, yeteri kadar posalı gıda tüketmemek gibi pek çok sağlıksız beslenme alışkanlığı etkiliyor. SONUÇ! PROBİYOTİKLERLE BESLENMEYE ÖZEN GÖSTERMELİSİNİZ.

Vitamin-mineral eksikliği

Bazı vitamin ve minerallerin eksikliği kilo vermeyi zorlaştırır. Bunun yanında, metabolizmanız, bazı vitamin ve mineraller eksikse yavaşlar. Vitaminler vücutta üretilmez, dışarıdan alınması gerekir. Mineraller ise vitaminlerden yararlanmak, besinlerin emilimi için gereklidir. SONUÇ! VİTAMİN VE MİNERAL DEPOSU OLAN SEBZE VE MEYVELER TÜKETMELİSİNİZ.

Kronik diyetçi olmanız

Sürekli diyet yapıp bıraktığınızda metabolizmanız olumsuz etkilenir. Diyet ve kısıtlama, sürekli kilo alıp verme; metabolizma hızını yavaşlatır ve sürekli olarak yemeye odaklanırsınız. Kilo vermek için çok düşük kalorili ve sınırlı besinlerle yaptığınız diyetler; metabolizmanın yavaşlaması, kas kaybı ve iştah kontrolünün bozulmasına neden olur. Bilinçsizce uyguladığınız kısıtlayıcı/şok diyetlerle yavaşlayan metabolizmanız nedeniyle yeniden ve hızla kilo alırsınız. Sonuç olarak, BİLİNÇSİZCE YAPILAN DÜŞÜK KALORİLİ DİYETLERDEN VAZGEÇİN.

Aşırı stres

Zaman içinde yoğun stres altında olmak, kronik açlık, uyku eksikliği de genel olarak kendinizi yorgun hissettirir. Stres ile kortizol hormonu üretimi aşırı artar. Kortizol hormonunun sürekli yüksek seviyelerde olması, başta kilo alımı olmak üzere yüksek kan şekeri, bağışıklığın zayıflaması, karın bölgesi yağlarının artması gibi birçok problemi beraberinde getirir. Stres altında iken, her zamankinden daha fazla yeme eğiliminde olursunuz. Stresinizi azaltmaya çalışın. Bununla birlikte, strese girdiğinizde sürekli yiyorsanız bilinçli olarak bu kalıptan kaçınmalısınız. Stresi yönetmek için yemeğe bağlı bir model geliştirmek yerine, kendinizi rahatlatacak çözümler üretmelisiniz. SONUÇ! STRESİNİZİ KONTROL ALTINA ALMALISINIZ.

Kan şekerindeki aşırı dalgalanmalar

Kilo almanın önemli bir nedeni, kanda insülin hormonunun yüksek olmasıdır. Ayrıca, sürekli insülin yüksekliği, yağ birikimini tetikler. Kanda insülin düzeyini normal sınırlarda tutmak, kilo vermenizi kolaylaştırır. Karbonhidrat tüketimine dikkat etmelisiniz. Glisemik indeksi düşük karbonhidratlar, favori besinleriniz olsun. AAyrıca, karbonhidratlar aşırı miktarda tüketildiğinde kandaki insülin seviyeleri yüksek kalır, insülin direncine ve yağın depolanmasına neden olur. SONUÇ! DOĞRU KARBONHİDRATLARI SEÇMELİSİNİZ.

Genetik özellikleriniz şişmanlamanıza zemin hazırlar

Kilolu olma durumu, genlerimizle kuşaktan kuşağa taşınır ama bunda genlerin mi yoksa yeni nesillerin hareketsiz yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının mı olduğu net değildir. Bununla birlikte, kötü beslenme alışkanlıkları da aynen genler gibi ailedeki yetişkinlerden çocuklarına geçer, paylaşılır. SONUÇ! KİLOLU OLMAK KADERİNİZ DEĞİLDİR. BESLENME ALIŞKANLIKLARI VE YAŞAM BİÇİMİNİZİ GÖZDEN GEÇİRMELİSİNİZ.

Son söz: Ruhsal açıdan sağlıklı olmanın ilk koşulu, kendinizi zinde ve mutlu hissetmenizdir. Bu nedenle, her şeyden önce, vücudunuzu olumsuz etkileyen alışkanlıklarınızı değiştirerek işe başlayabilirsiniz. Sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyin ve egzersiz yapmaya odaklanın. Kendinizi daha iyi, enerjik hissedersiniz. Ayrıca, pozitif düşünmek ruh sağlığınızı olumlu yönde etkileyecektir. Sonrasında, kilo kaybı, doğal bir sonuç olarak gelecektir.

Hazırlayan
Banu Kazanç
Beslenme ve Diyet Uzmanı

a